enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,6377
EURO
56,1839
ALTIN
6.739,37
BIST
13.892,30
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
23°C
İstanbul
23°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
20°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
23°C
Cuma Hafif Yağmurlu
25°C
Cumartesi Az Bulutlu
25°C

AYM, devleti sorumlu buldu: Gezi’de polis fişeğiyle gözünden yaralanan Yıldız’a 540 bin lira tazminat

AYM, Gezi Parkı eylemlerinde polisin attığı gaz fişeğinin gözüne isabet etmesi sonucu yaralanan Selçuk Yıldız’ın yaralanmasından devletin sorumlu olduğunu belirterek, yeniden soruşturma yapılmasına ve Yıldız’a 540 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti

AYM, devleti sorumlu buldu: Gezi’de polis fişeğiyle gözünden yaralanan Yıldız’a 540 bin lira tazminat
15.09.2026 01:00
2
A+
A-

Anayasa Mahkemesi (AYM), Gezi Parkı eylemleri sırasında İstanbul’da işe gittiği esnada polisin attığı gaz fişeğinin gözüne isabet etmesi sonucu yaralanan Selçuk Yıldız‘ın başvurusunda, “eziyet yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine” karar verdi. AYM, “Yıldız’ın yaralanmasından devletin sorumlu olduğunu” belirterek, yeniden soruşturma yapılmasına ve görme kaybı yaşayan Yıldız’a 540 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

Selçuk Yıldız adlı yurttaş, kamuoyunda Gezi Parkı eylemleri olarak bilinen olaylar sırasında, 3 Haziran 2013 tarihinde çalıştığı lokantaya giderken Sancaktepe Belediyesi binası önünden geçtiği sırada, yaklaşık 5 metre mesafeden bir polis memuru tarafından atılan gaz bombasının yüzüne isabet etmesi sonucu yaralandı.

Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan ilk müdahaleye ilişkin hazırlanan adli raporda, Yıldız’ın sol frontal bölgesinden yaralandığı tespit edildi. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 28 Haziran 2013 tarihinde düzenlenen raporda da sol gözde görme keskinliğinde azalma saptandı.

Başsavcılık, 16 Temmuz 2013 tarihinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nden olaylara ilişkin varsa kamera görüntülerinin gönderilmesini talep etti. Emniyet Müdürlüğü ise 31 Temmuz 2013 tarihinde verdiği yanıtta, kayıtların saklanma süresi aşıldığı için görüntülere ulaşılamadığını bildirdi.

İstanbul Valiliği, 27 Aralık 2013 tarihinde yapılan ön inceleme doğrultusunda şikayetin işleme konulmamasına karar verdi. Bu karara yapılan itiraz İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulu tarafından reddedildi. Başsavcılık da soruşturma izni verilmemesi nedeniyle 4 Haziran 2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

AYM, 2017’de etkili soruşturma yapılmadığına hükmetti

Selçuk Yıldız, 20 Haziran 2014 tarihinde AYM’ye bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi’nin 15 Şubat 2017 tarihli kararında, soruşturmanın etkili yürütülmediğine hükmetmesinin ardından Başsavcılık tarafından yeniden soruşturma başlatıldı ve Yıldız’ın 7 Kasım 2017’de tekrar ifadesi alındı.

Adli Tıp Kurumu’nun 14 Mayıs 2018 tarihli raporunda, başvurucunun yaralanmasının “basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, kemik kırığının hayati fonksiyonlarını orta derecede etkilediği ve sol gözdeki görme kaybına neden olan yaralanmanın organlardan birinin işlevini yitirmesi niteliğinde olduğu” tespit edildi.

Soruşturma kapsamında, kamera kayıtlarının araştırılması için ilgili kurumlara yazılar gönderildi. Ancak Sancaktepe Kaymakamlığı çevresine ait MOBESE kamera görüntülerinin 20-30 gün süreyle kayıt yaptığı, 2013 yılına ait görüntülerin bulunmadığı bildirilerek, herhangi bir şüphelinin kimliğinin tespitinin mümkün olmadığı aktarıldı.

AYM’ye ikinci kez başvurdu

Başsavcılık, 23 Ekim 2018’de faili meçhul polis memurları hakkında daimi arama kararı verdi. Selçuk Yıldız’ın avukatı, 2021 yılında soruşturmaya yeni dijital deliller sundu. Sancaktepe Kaymakamlığı önünde gaz fişeği atan polislerin de görüldüğü haber görüntüleri, haber dökümleri ve TOMA’lara ilişkin görseller Başsavcılığa iletildi.

Başsavcılık, 27 Aralık 2021’de İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nden olay günü bölgede görev yapan polislerin, amirlerin ve TOMA personelinin kimliklerinin tespit edilmesini istedi. Ayrıca gaz fişeği kullanma yetkisi bulunan polislerin belirlenmesi talep edildi.

Başsavcılık, aynı tarihte ilgili haber ajansından ve bir gazeteden olay günlerine ait görüntüleri istedi. Haber ajansı, 10 Ocak 2022’de görüntü kayıtlarına ulaşılamadığını bildirdi. Gazeteden ise üç kez istenmesine rağmen yanıt alınamadı. Yıldız, soruşturmada ilerleme sağlanmadığını ve AYM’nin daha önce verdiği ihlal kararının sonuçlarının ortadan kaldırılmadığını belirterek yeniden bireysel başvuruda bulundu.

Yeniden ihlal çıktı

Anayasa Mahkemesi, başvurucu Selçuk Yıldız’ın Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan eziyet yasağının maddi ve usul boyutunun ihlal edildiğine karar verdi. Yüksek Mahkeme, kararın bir örneğinin, eziyet yasağının maddi ve usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verdi. Ayrıca başvurucuya net 540 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

Gerekçeden: Kolluğun kontrollü haraket etmesi beklenir

Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesinde, incelenen olayda başvurucunun gaz kapsülü nedeniyle yaralandığının belli olduğu belirtildi.

Başvurucunun, Gezi Parkı olarak bilinen eyleme katıldığına ve kendisine karşı güç kullanılmasını gerektiren bir davranışta bulunduğuna dair bir bulgu olmadığı vurgulanan gerekçede, “Bu durumda değerlendirilmesi gereken husus, toplumsal olaya müdahale sırasında biber gazının uygun bir şekilde kullanılıp kullanılmadığıdır. Zira toplumsal olaylara kolluk görevlilerinin müdahalesi sırasında ortaya çıkan panik ve kargaşada, bu olaylara katılan ancak müdahale edilmesi gerekmeyen veya katılmayıp olayın meydana geldiği yerin ya da müdahale alanının yakınında bulunan kişilerin de müdahaleden etkilenmesi olasıdır. Bu durumda kolluk görevlilerinin kontrollü hareket etmesi ve müdahaleyi gerektiren durumu yaratan kişiler dışındakilerin müdahaleden etkilenmemesi için gerekli tedbirleri alması beklenir” denildi.

“Muamele, eziyet olarak kabul edilebilir”

Gerekçede, başvuruya konu soruşturma kapsamında düzenlenen belgelerin, biber gazının kullanılmasını gerektiren durumun ne olduğuna ve müdahaleyi gerektiren durumu yaratan kişiler dışındakilerin müdahaleden etkilenmemesi için gerekli tedbirlerin alındığına ilişkin bir bilgi ihtiva etmediği kaydedilerek, şu tespitler yapıldı:

“Bu sebeple soruşturma, toplumsal olaya müdahale sırasında biber gazına başvurulmasının gerekliliğini ve biber gazının kontrollü ve müdahaleyi gerektiren durumu yaratan kişiler dışındakilerin müdahaleden etkilenmemesini sağlayabilecek şekilde kullanıldığını ortaya koyamamıştır. Dolayısıyla meydana gelen yaralanmadan devlet sorumludur. Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında yasaklanan muamelelerle ilgili değerlendirmelerine göre, başvurucunun yaralanmasına neden olan muamele, sonuçlarıyla birlikte dikkate alındığında eziyet olarak kabul edilebilir.”

“Eziyet yasağının usul boyutu ihlal edildi”

Yüksek Mahkeme’nin gerekçesinde, olayda, 2013 yılı ve öncesinde gaz kapsülü ateşlemeye yetkili kimsenin olup olmadığı konusunda yeteri kadar araştırma yapılmadığı, gaz kapsülü kullanma yetkisi olan kolluk görevlilerinin kimliğini tespit etme ve ifadelerine başvurma yoluna gidilmediği kaydedildi.

Yeniden yapılan soruşturmada, bir dönem tutuklanması nedeniyle ceza infaz kurumunda barındırıldığı anlaşılan ve olay tarihinde komiser yardımcısı olarak görev yapan A.Y’nin şüpheli olarak arandığı, görevli üç amirin de süreçte bilgisine başvurulduğu ancak olay tarihinde görevli Emniyet Amiri A.O ile Komiser Yardımcısı H.T’nin konuyla ilgili görgü ve bilgilerinin alınması için ifadelerine başvurulmadığı aktarıldı.

Tespit edilen eksiklikler nedeniyle “etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiği” sonucuna ulaşıldığı ifade edilen gerekçede, “Bu durumda eziyet yasağının usul boyutu da ihlal edilmiştir” denildi.

( ANKA )

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.