DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu tarafından 8-9 Haziran tarihlerinde “Demokratik Yerel Yönetimlerle Komünal Topluma” başlığı ile düzenlenen Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı’nın sonuç bildirgesi açıklandı. Açıklamada, “Kayyım …

DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu tarafından 8-9 Haziran tarihlerinde “Demokratik Yerel Yönetimlerle Komünal Topluma” başlığı ile düzenlenen Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı’nın sonuç bildirgesi açıklandı. Açıklamada, “Kayyım zihniyetine rağmen Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde tarihi gelişmeler yaşandığına vurgu yapılarak, “Süreç pozitif barış aşamasına geçti. Sıra çerçeve yasa kapsamında yasaların çıkarılarak hayata geçirilmesi ve yeni düzenlemelerin güvence altına alınması gerekmektedir” denildi.
Diyarbakır’da yaklaşık 450 delegenin katılımı ile gerçekleştirilen konferansın ardından yayımlanan bildirgede, yerel demokrasinin güçlendirilmesi, kayyım uygulamalarına son verilmesi ve eş başkanlık sisteminin yasal güvenceye kavuşturulması talepleri öne çıktı. Bildirgede, “Türkiye’de uzun yıllardır etkisini gösteren tekçi, katı ve merkeziyetçi yönetim biçimine karşı yerel demokrasiyi önceleyeceğiz. Yerel demokrasi ısrarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz” denildi.
31 Mart 2024 yerel seçimlerine de değinilen bildirgede, “Halk iradesi kayyım gasplarını yenmiştir” ifadeleri kullanılarak, mevcut kayyımların geri çekilmesi ve kayyım uygulamalarına dayanak oluşturan yasal düzenlemelerin kaldırılması çağrısı yapıldı. Konferans sonuç bildirgesinde, eş başkanlık sisteminin kadın özgürlük mücadelesinin önemli kazanımlarından biri olduğu belirtilerek, “Eş başkanlık sistemini Türkiye ve Ortadoğu’da yaşamın her alanına taşıyacağız” açıklamasına yer verildi. Ayrıca TBMM’ye, Belediye Kanunu başta olmak üzere ilgili tüm yasalarda eş başkanlık sisteminin tanınması çağrısı yapıldı.
“Yasal düzenleme gerektirmeyen adımlar hızla atılmalı”
Yeni dönemde “demokratik toplum belediyeciliği” anlayışının temel yol haritası olarak benimsendiği belirtilen bildirgede, halkın karar alma süreçlerine doğrudan katılımının artırılacağı vurgulandı. Bu kapsamda komünler, meclisler ve kent konseyleri aracılığıyla katılımcı yönetim modelinin güçlendirileceği ifade edildi. Çözüm süreci ve TBMM’ye gelmesi beklenen çerçeve yasa maddelerine de dikkat çekilen bildirgede, “Kayyım zihniyetine rağmen Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde tarihi gelişmeler yaşandığı ifade edildi. Sürecin pozitif aşamaya geldiğine vurgu yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Bir buçuk yılını geride bırakan sürecin, bugün itibariyle pozitif barış aşamasına geçişiyle ilgili beklentiler ve umutlar bir eşiğe varmıştır. Bunun için öncelikle Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması, statüsünün belirlenmesi gerekmektedir. Ardı sıra çerçeve yasa kapsamında özgürlük ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılarak hayata geçirilmesi, yasal düzenleme gerektirmeyen adımların ise hızla atılması ve daha sonra yeni düzenlemelerle güvence altına alınması gerekmektedir. Bu kapsamda, mevcut kayyımların idari bir kararla geri çekilmesi ve daha sonra da TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun nihai raporunda belirtildiği üzere 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesine dayanan kayyım atamalarının ilga edilmesi elzemdir.”
Bildirgede ayrıca belediyelerde işe alımlarda kura sisteminin temel ilke olarak benimseneceği, çok dilli belediyecilik uygulamalarının geliştirileceği ve anadil ile kültür çalışmalarının yaygınlaştırılacağı belirtildi. Sonuç bildirgesinde, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekincelerin kaldırılması, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması ve demokratik yerel yönetimlere ilişkin yeni yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi çağrısında bulunuldu.