MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır ve Mardin‘de, okutulmadığı, belediyedeki Türk bayrağının kaldırıldığı ve Atatürk ile Erdoğan‘a hakaret edildiği savlarına sert tepki gösterdi. diyen Bahçeli, “Türk bayrağını kabullenemeyen onursuzların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çabucak çıkarılması, mallarına-mülklerine el konulması, bunun yanında DEM Parti hakkında kapatma davasının açılarak bölücü milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, müfettiş görevlendirilmesiyle oyalanmaktan ve vakte oynamaktan vazgeçilmesi tarihe, ecdada, vatana ve millete namus borcudur” sözlerini kullandı. Bahçeli, IMF’de yaptığı konuşmada Türkiye halkı için “yerel halk” sözünü kullanan Ekonomi ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e de “Türk milletini ‘yerel halk’ sözüyle değersizleştirmeye hizmet eden müfsit zihniyetin, son günlerde maruz kaldığımız skandalların asal sorumlusu olduğunu hiç kimse inkar edemeyecektir” sözleriyle tepki gösterdi.
MHP lideri Bahçeli’nin, partisinin sosyal medya hesabından paylaştığı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı mesajı şöyle:
“23 Nisan 1920 Cuma günü Ulus’taki tek katlı taş binada milli iradenin tecellisiyle bir arada Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılmış, meşalesi yakılmıştır.
Kuran-ı Kerim tilavetleriyle, kesilen kurbanlarla, dudaklardan dökülen aminlerle, yüreklerden kopan dileklerle İlk Meclis tarih sahnesindeki yerini muazzam bir inançla almıştır.
Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mart 1920 tarihinde yayımladığı Genelge kapsamında seçimler yapılmış, seçilen mebuslar Meclis-i Mebusan’dan iltihak eden mebuslarla birlikte Ankara’da toplanmıştır.
Türk milleti makus talihini yenmek, tarihî rotasını yenilemek maksadıyla şahsen devreye girmiştir.
Dünya üzerinde, zillet ve zulmete, işgal ve ihanete Meclisi’nin etrafında kenetlenip savaş açan ikinci bir millet o güne kadar ne duyulmuş ne de görülmüştür.
Nitekim Meclis’in kurulması milli kurtuluş fikrinin demokratik olarak teşkilatlanması, maşeri vicdanda kök salmasıdır.
İlk Meclis, imkânsızlığa karşı imanın ismi, yıkıma karşı yükselişin ahlakı, zalimlere karşı milletin aklı haline gelerek; ordular kurup ordular yönetmiş, zaferden zafere koşarak vatanın harem-i ismetinden düşmanı söküp atmıştır.
Meclisimizin açılışı, milletler çabasının zalimce sürdüğü bir devirde Türk milletinin;
√ Tam bir mutabakatla, milli kimlik, milli onur ve milli gayede buluşmasının kaynağı,
√ Yıllardır süren kayıpların çöküntüsünü atarak güç ve moral depolamasının kararı,
√ Teslimiyet ve ödünlere son vererek derlenip toparlanmasının kararlılığı,
√ Silahla verilen bir mücadelede bile demokratik, türel ve toplumsal uzlaşmayla sağlanan milli meşruiyetin kalpgahıdır.
23 Nisan 1920 tarihi, elbette üç yıl sonra varlığını ve bağımsızlığını bütün dünyaya ilan edecek olan Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi ve tüzel alt yapısının hazırlandığı bir devrin başlangıcıdır.
Bu istikametiyle İlk Meclis Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesidir.
Gerek Büyük Millet Meclisi’nin açılış kuralları, gerekse müteakiben yaşanan hadiselerin tamamı; mukadderatımıza ve mukaddesatımıza el ve lisan uzatmaya yeltenen, gücümüzü sınamaya kalkışan müstevlileri, hatta onların işbirlikçilerini nasıl bir akıbetin beklediğini göstermesi bakımından tarihi bir ibret ve ihtar levhasıdır.
İlk Meclis işte bu meydan okuyuşun cüret, celadet, fazilet, hamiyet, feragat ve dirayet mefkûresi olarak teçhiz ve teşkil edilmiş halidir.
31 Mart seçimlerinden kısa süre sonra, DEM’lenmiş birtakım belediye başkanlıklarında sahnelenen azgın tahrikler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kararı şahsiyetine yönelik hakaretamiz muamele ve haince tacizler geçmişten ders almayan muhasım tortularının dış temaslı sipariş hareketleridir.
Ülkemizi fiilen işgal altında gösterme provalarını hazmetmek mümkün değildir.
Türk milletini “yerel halk” sözüyle değersizleştirmeye hizmet eden müfsit zihniyetin, son günlerde maruz kaldığımız skandalların asal sorumlusu olduğunu hiç kimse inkar edemeyecektir.
Küresel Emperyalizmin tasallut ve telkini altında iç huzur ortamını zedelemek suretiyle fl halde bulunan terör sevicilere boyun eğmek, serpilen hıyaneti özgürlük ve demokrasi çerçevesinde normalleştirip yumuşatmak, bilinmelidir ki, milli felakete çanak tutmak, devlete ve millete kast etmektir.
Bunlara kim karşı geliyorsa, bunlarla kimlerin sorunu varsa, mutlak surette hukukun amir kararları işletilerek hesaba çekilmelidir.
Gelişmeler karşısında aziz milletimiz infial halindedir.
Türk bayrağını kabullenemeyen onursuzların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çabucak çıkarılması, mallarına-mülklerine el konulması, bunun yanında DEM Parti hakkında kapatma davasının açılarak bölücü milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, müfettiş görevlendirilmesiyle oyalanmaktan ve vakte oynamaktan vazgeçilmesi tarihe, ecdada, vatana ve millete namus borcudur.
Türkiye Cumhuriyeti’ni sömürge ülkesi ya da çadır devleti görenlerin taşıdıkları sorumluluk ne olursa olsun bedel ödemeleri hayat memat mevzusudur.
Sandık sonuçlarını, bekamızın ve bağımsızlığımızın önüne, hatta üstüne çıkarmaya uğraş eden terör maşalarının ateşle oynadıklarını ikazla bildirmek tarihi bir görevimizdir.
Bu nedenle, Millet Meclisimizin açılması ile başlayan sürecin manasını detayları ile bilmenin, devlet ve millet hayatımızda yeniden karşımıza çıkan tehditlerin doğru anlaşılmasında önemli bir etkisi olacağına inanıyorum.
Türkiye’yi Mondros ve Sevr kaidelerine tekrar sürüklemeye çalışan terör piyonları bu hesap yanılgısının sonuçlarına en ağır şekilde katlanmak durumundadır.
En müşkül anlarda bile Türk milletine gücü yetmeyenlerin, bugün yeni metotlarla talihlerini bir sefer daha denemeye kalkışmaları beyhude bir efordur.
Tarihin acı ve tatlı anılarla kapanmış sayfalarını, son bulmayan intikam hisleriyle, asla hak etmediğimiz insanlık dışı iftiralarla yeniden açılmasına heveslenmek dikkat etmemiz gereken bir tehlike olarak karşımızdadır.
Türkiye’nin yükselişi, tıpkı 23 Nisan 1920‘de tecelli eden şuurda manasını bulduğui; ayrışmayı değil birleşmeyi, dağılmayı değil buluşmayı, parçalanmayı değil kucaklaşmayı, farklılaşmayı değil bütünleşmeyi hedefleyen kolektif anlayışla mümkündür.
Dün olduğu bugün de, kardeşliğimize musallat olan gelişmeler karşısında en çok önemli direnç gücümüz milli birlik ve dayanışma ruhumuzdur.
Meclis’i Gazi, varlığı Gazi, devleti Gazi olan bir milletin teröre ve hıyanete bulaşmış, dış düşmanlarla el ele vermiş siyasi bölücülere göz yumması düşünülemeyecektir.
Egemenlik kayıtsız kuralsız milletindir ve millet ise Türk’tür.
Dün en buhranlı anlarda, en ağır kaidelerde bile demokrasinin faziletinden ayrılmayan Gazi Meclis’te her fikre cevaz vardır,fakat ihanete, bölücülüğe, bölünmeye icazet yoktur, izin yoktur, imkan yoktur, kesinlikle de olamayacaktır.
Bu tarihi ve milli kararlılığa herkesin riayeti samimi dileğimdir.
Cumhuriyetimizden üç yıl önce açılmış olan TBMM, nasıl ki yeni Türk devletinin doğuşunu müjdelemişse, pırıl pırıl çocuklarımız da ülkemizin onurlu ve yüksek geleceğini müjdelemektedir.
Milletimiz, bağrından yetişen yeni jenerasyonlarla varlığını sürdürecek, devletimiz genç nesillerle geleceğe umutla bakmaya devam edecektir.
Bu vesileyle sevgili çocuklarımızın ve bugünün kendilerine ithaf edildiği dünyadaki bütün çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyor, hepsinin gözlerinden öpüyorum.
Yüzyıllarca karar sürdüğümüz coğrafyalarda, varlığını feda ederek huzur içinde yatan meçhul kahramanların saygıdeğer anılarını minnetle yâd ediyorum.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nde hayat ve beden bulmamızı sağlayan kahraman şehitlerimizi, kutlu Meclis’i emanet eden büyük Atatürk’ü, ilk Meclis’in sayın üyelerini, ebediyete irtihal etmiş tüm
milletvekillerini rahmetle, hürmetle anıyorum.
MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ”