enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,0654
EURO
56,2821
ALTIN
7.100,78
BIST
14.509,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Cumartesi Az Bulutlu
30°C
Pazar Az Bulutlu
30°C
Pazartesi Açık
31°C
Salı Açık
30°C

Milliyet yazarı Belma Akçura: Dil en çok da Gazze’yi vurdu; gerçeği aktarmak için değil, gerçeğin ağırlığını hafifletmek için kullanıldı

Milliyet yazarı Belma Akçura: Dil en çok da Gazze’yi vurdu; gerçeği aktarmak için değil, gerçeğin ağırlığını hafifletmek için kullanıldı

Milliyet yazarı Belma Akçura: Dil en çok da Gazze’yi vurdu; gerçeği aktarmak için değil, gerçeğin ağırlığını hafifletmek için kullanıldı
14.12.2025 16:30
4
A+
A-

Milliyet yazarı Belma Akçura, “Modern savaşlarda artık sadece toprak, hava sahası ya da enerji hatları için mücadele edilmiyor; kelimeler de en az füzeler kadar stratejik bir rol oynuyor. Dil en çok da Gazze’yi vurdu. Dil, gerçeği aktarmak için değil, gerçeğin ağırlığını hafifletmek için kullanıldı.” diye yazdı.

Akçura, bugünkü “Savaşta dilin siyasallaşması” başlıklı köşe yazısında modern dünyada gerçekleşen savaşlarda dilin önemine dikkat çekti. Kullanılan kelimelerin hukuktan diplomasinin yönüne, medyanın dilinden tarih yazımına kadar her şeyi etkilediğini belirten Akçura’nın yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Dil en çok da Gazze’yi vurdu. Öyle ki dilin bizzat kendisi, tarafların elinde yeni bir cephe hattına dönüştü. Dünyanın gözünün önünde yaşanan aynı görüntüye farklı kelimelerle bakan iki dünya oluştu. Bir taraf ‘bombardıman’ dedi, diğeri ‘operasyon.’ Kimi ‘yerinden edilme’ yazdı, kimi ‘güvenli bölgeye yönlendirme.’

Çocuklar öldüğünde bile dil, ‘patlama sonucu kayıplar yaşandı’ diye yumuşatıldı. Kimin öldürdüğü, neden öldürdüğü, nasıl öldürdüğü cümleden çekilip alındı. Dil, gerçeği aktarmak için değil, gerçeğin ağırlığını hafifletmek için kullanıldı. Bu cepheleşme en çok da ‘soykırım’ kelimesinde yaşandı.

Oysa Raphael Lemkin’in tanımında soykırım, bir halkın yaşam damarlarının kesilmesiydi. Yalnızca öldürmek değil; suyu, toprağı, okulu, evi, üretimi, geleceği yok etmekti. Gazze’de olan da buydu. Buna rağmen soykırım diyenler ‘taraflı’ olmakla suçlandı. Ağır suçlar ‘aşırı güç kullanımı’ diyerek perdelendi. ‘meşru müdafaa’ söylemi ise binlerce sivilin ölümüyle çeliştiği için sert tartışmalara yol açtı. Kelimeler bir siyasi pozisyon gibi damgalanmaya başlandı. Her kelime, saniyeler içinde taraf yaratan bir işarete dönüştü.”

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.