enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,8372
EURO
55,7702
ALTIN
6.774,94
BIST
13.270,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
17°C
İstanbul
17°C
Yağmurlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
20°C
Cuma Parçalı Bulutlu
22°C
Cumartesi Çok Bulutlu
24°C
Pazar Hafif Yağmurlu
21°C

Suriye ordusu yeniden kuruluyor; İsrail’i rahatsız eden Türk modeli

Suriye’de Ahmed Şara yönetimi, 13 yılı aşkın savaşın ağır tahribatına uğrayan Suriye ordusunu yeniden kurmaya çalışıyor. Şam’ın temel hedeflerinden biri, Rusya’ya geçmişteki askerî bağımlılığı Türkiye’ye devretmeden güçlü bir bölgesel ordu oluşturmak. Bu nedenle Suriye yönetimi Türkiye’nin yanı sıra Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleriyle ilişkilerini geliştiriyor, Rusya ile askerî bağlarını yeniden kuruyor ve ABD ile Avrupa’yla ilişkilerini sürdürüyor.

Suriye ordusu yeniden kuruluyor; İsrail’i rahatsız eden Türk modeli
23.09.2026 15:00
1
A+
A-

Suriye’de Beşar Esad sonrası dönemde dağılan askerî yapının yeniden kurulması, Türkiye’yi Şam’ın yalnızca silah tedarikçisi değil, ordusunun yeniden yapılanmasında başlıca aktörlerinden biri haline getiriyor. Türkiye’nin eğitimden komuta sistemlerine, radar ve hava savunmasından mühimmat ve lojistiğe kadar uzanan desteği, Suriye ordusunun gelecekteki askerî mimarîsinin Ankara ile ne ölçüde bütünleşeceği sorusunu gündeme getiriyor.

İsrail ise Türkiye’nin Suriye’deki askerî rolünün genişlemesinden giderek daha fazla rahatsızlık duyuyor. Özellikle Türk birliklerinin konuşlandırılması, olası askerî üsler ve Suriye’ye sağlanabilecek gelişmiş hava savunma sistemlerinin İsrail Hava Kuvvetleri’nin Suriye’deki hareket alanını etkileyebileceği değerlendiriliyor. İsrail’in Suriye’de Türkiye’nin kullanabileceği belirtilen askerî tesislere yönelik saldırıları da bu ‘rahatsızlığın’ sahadaki yansımalarından biri olarak öne çıkıyor.

Şam’ın hedefi güçlü ve bağımsız bir ordu

Suriye’de Ahmed Şara yönetimi, 13 yılı aşkın savaşın ağır tahribatına uğrayan Suriye ordusunu yeniden kurmaya çalışıyor. Şam’ın temel hedeflerinden biri, Rusya’ya geçmişteki askerî bağımlılığı Türkiye’ye devretmeden güçlü bir bölgesel ordu oluşturmak. Bu nedenle Suriye yönetimi Türkiye’nin yanı sıra Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleriyle ilişkilerini geliştiriyor, Rusya ile askerî bağlarını yeniden kuruyor ve ABD ile Avrupa’yla ilişkilerini sürdürüyor.

Ancak modern bir ordunun yeniden kurulması yalnızca farklı ülkelerden silah satın alınmasıyla mümkün değil. Uçaklar, radarlar, hava savunma sistemleri, iletişim ağları, komuta-kontrol altyapısı, mühimmat, lojistik, bakım ve eğitim sistemlerinin birbirleriyle uyumlu çalışması gerekiyor.

Suriye’nin karşı karşıya olduğu temel sorun da burada ortaya çıkıyor. Savaş nedeniyle ekonomik ve kurumsal kapasitesi ağır biçimde zarar gören Şam’ın, farklı ülkelerden alınan birbirinden kopuk sistemleri bütünleşmiş bir askeri yapıya dönüştürmesi oldukça zor.

Türkiye’nin avantajı: Orduyu içeriden şekillendirmek

Türkiye’yi diğer aktörlerden ayıran temel unsur, Suriye’nin yeniden yapılanma sürecine yalnızca silah tedarikçisi olarak değil, eğitim ve kurumsal yapılanma aşamasında da dahil olması. Ankara’nın Suriye’de yıllardır oluşturduğu askerî ilişkiler, Esad sonrası dönemde yeni Savunma Bakanlığı ve ordu yapısına dahil edilen gruplarla devam etti. Ancak ilişki zamanla eski muhalif gruplar üzerindeki etkiden doğrudan Suriye devlet kurumlarıyla askeri işbirliğine doğru evrildi.

Ağustos 2025’te imzalanan savunma anlaşması da bu dönüşümün önemli adımlarından biri oldu. Anlaşma kapsamında silah ve lojistik desteğinin yanı sıra eğitim, danışmanlık, deneyim paylaşımı ve stratejik planlama alanlarında işbirliğinin önü açıldı.

Türkiye’nin Milli Savunma Üniversitesi ile Suriye askeri eğitim kurumları arasındaki temasların genişlemesi, bu ilişkinin silah satışının çok ötesine geçtiğini gösteriyor. Suriye’den Türk askeri akademilerine öğrenciler gönderilirken, askeri eğitim, mesleki gelişim ve ortak tatbikatlar da ilişkinin parçası haline geldi. Suriye birliklerinin EFES-2026 tatbikatına katılması ve Suriye Genelkurmay Başkanı’nın Türk mevkidaşıyla bir araya gelmesi, iki ülke orduları arasındaki operasyonel temasın da yeni bir aşamaya geçtiğini ortaya koydu.

Silah satışından “savunma ekosistemi”ne

Türkiye açısından Suriye’nin önemi yalnızca yeni bir silah pazarı olmasıyla sınırlı değil. Ankara, savunma sanayisini tek tek ürünler satan bir yapıdan, başka ülkelerin askerî kapasitesini uzun vadede şekillendiren bir “savunma ekosistemi” modeline dönüştürmeye çalışıyor. Bu model; zırhlı araç veya insansız hava aracı satışının yanında mühimmat, radar, elektronik harp, iletişim, komuta-kontrol sistemleri, yazılım, eğitim, bakım ve lojistik desteğini de kapsıyor.

Suriye’nin ihtiyaçları da bu modele uygun bir tablo ortaya çıkarıyor. Şam’ın aynı anda kara, hava ve deniz kuvvetlerini, hava savunmasını, iletişim ve komuta altyapısını yeniden oluşturması gerekiyor. Türkiye ise farklı maliyet ve teknoloji seviyelerinde geniş bir ürün yelpazesine sahip. Bu nedenle Suriye, Türkiye açısından savunma sanayisinin “ürün ihracatçısından askeri ekosistem ihracatçısına” dönüşüp dönüşemeyeceğini gösterecek en kapsamlı örneklerden biri olabilir.

“Türkiye’nin kurumsal avantajı büyüyor”

Birleşik Arap Emirlikleri merkezli The National Context tarafından yayımlanan analizde, Türkiye’nin Suriye ordusunun yeniden yapılanmasında diğer dış aktörlere göre önemli bir başlangıç avantajına sahip olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Analizde, Ankara’nın coğrafi yakınlığı, yıllara dayanan askeri ilişkileri, savunma sanayisinin geniş üretim kapasitesi ve Suriye’deki askeri kurumlara doğrudan erişiminin Türkiye’yi öne çıkardığı belirtiliyor.

Analize göre Türkiye’nin asıl etkisi, Suriye’deki üs veya asker sayısından ziyade daha az görünür alanlarda ortaya çıkabilir. Suriyeli subayların Türkiye’de eğitilmesi, birliklerin Türk kuvvetleriyle ortak eğitim yapması, iletişim ve komuta sistemlerinin Türk teknolojileriyle kurulması, mühimmat ve bakım altyapısının Türk savunma sanayisine bağlanması uzun vadeli bir kurumsal etki yaratabilir.

İsrail’in rahatsızlığı yalnızca üslerle sınırlı değil

İsrail’in Türkiye’nin Suriye’deki askerî varlığına yönelik rahatsızlığı ise daha çok doğrudan askerî konuşlanma ve hava savunma kapasitesi üzerinde yoğunlaşıyor. İsrail’in Ağustos ayında İdlib’deki Ebu Zuhur askeri havaalanına düzenlediği saldırının ardından Ankara ile Tel Aviv arasındaki gerilim yükselmiş, İsrail saldırının Türkiye’nin olası askeri kullanımını engellemeye yönelik olduğunu savunmuştu. Türkiye ise İsrail’in gerekçelerini reddetmişti. ABD de gerilimi azaltmak amacıyla Türkiye, Suriye ve İsrail arasında bir mekanizma oluşturulması için çalışma yürüttüğünü açıklamıştı.

Ancak Türkiye’nin Suriye’deki etkisinin yalnızca üslerle ölçülmesi, daha uzun vadeli dönüşümü gözden kaçırabilir. Bir Türk üssünün varlığı görünür ve ölçülebilirken; subay eğitimi, askeri doktrin, iletişim altyapısı, bakım sistemleri, mühimmat ve tedarik zincirlerinin hangi ülkeye bağlandığı daha uzun vadeli bir etki yaratabilir.

Suriye ordusunun mimarîsini kim kuracak?

Şam yönetimi bir yandan Türkiye ile askerî ilişkilerini derinleştirirken diğer yandan Rusya, Körfez ülkeleri, Çin ve Pakistan gibi alternatiflerle bağlarını korumaya çalışıyor. Bu nedenle Suriye’nin tamamen Türk silahlarına bağımlı hale gelmesi şu aşamada söz konusu değil. Ancak önümüzdeki dönemde belirleyici olacak olan, hangi ülkenin Suriye ordusunun temel askeri mimarisini oluşturacağı olacak.

İletişim ve komuta ağları, entegre hava savunması, radarlar, askeri eğitim, havacılık, mühimmat ve bakım altyapısında Türkiye’nin rolü büyüdükçe Ankara’nın etkisi de tek tek silah satışlarının ötesine geçebilir. Bu nedenle Suriye’deki asıl stratejik değişim, kaç Türk askerinin konuşlandırılacağı ya da kaç askeri üs kurulacağından çok, yeni Suriye ordusunun hangi askeri sistem içinde şekilleneceği üzerinden okunabilir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.